Koku duyusunun yokluğu. Koku duyusunun azalması hiposmi olarak bilinir. Anosmi tam ya da kısmi, bütün ya da yalnız bazı kokular için, sürekli ya da geçici, tek ya da iki yanlı, doğumsal ya da edinilmiş olabilir. Doğumsal anosmi kokuyla ilgili sinirsel yol ve merkezlerin gelişim bozukluklarına bağlıdır. Edinilmiş anosmi İse temel koku algılama yapılarındaki (burun boşlukları, koku nöroepiteli, koku sinirleri, koku yollan ve merkezi) değişikliklerle İlgilidir. Doğumsal, iltihabi, tümör kökenli ve darbeye bağlı nedenlerle burun çukurları ve burun kemik yapısında oluşan biçimsel değişiklikler solunan havanın normal yolunu değiştirip koku nöroepi-teline ulaşmasını engelleyebilir. Koku mukozası kronik zehirlenmeler, toksik, dejeneratif ya da iltihabi olaylar ve tahrişlerden zarar görebilir. Örneğin yakıcı gaz ve buharların solunması, sigara dumanı ve burun mukozasına uygulanan ilaçlar doku hasarına yol açabilir. Koku merkezi ve sinirleri enfeksiyona ya da zehirlenmeye bağlı nevritler, sinir liflerinde çekilme ya da kopmaya yol açan kafa travmaları, kanamalar, tümörler ve beyin içindeki dejeneratif süreçlerle değişikliğe uğrayabilir. Onkafa çukurundakİ hiperostoz, menenjit, tümör, travma gibi patolojik süreçler yakındaki koku merkezi ve sinirlerini de etkileyerek anosmiye yol açabilir. Tümüyle öznel anomiler de vardır; bu olgularda herhangi bir organik lezyon bulunmadığından nörotik bozukluklar söz konusudur. Anosmi tablosunun temel bir özelliği koku duyusunun kaybıyla birlikte tat alma duyusunun da büyük ölçüde azalmasıdır.