En çok reçete özel hastanelerde yazılıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu, 2011 yılına ilişkin yaptığı araştırmada günlük 60 ile 300 reçete yazan 861 hekim tespit etti.

Bakanlık, hekimlerden yüzde 61'ine tekabül eden 521 hekimin özel hastanelerde görev yaptıklarını belirtti.

Özel hastanelerin ardından en fazla reçete yazan hekimlerin ise aile hekimleri olduğu ortaya çıktı. 1. basamak sağlık hizmet sunucularında çalışan hekimlerden 202'inin de günde 60 ile 300 arasında reçete yazdığı belirlendi. 2. basamak sağlık hizmet sunucularında 87 hekim, 3. basamak sağlık hizmet sunucularında ise 24 hekim reçete rekortmenleri arasına girdi.

Hastalara yazılan 49 milyon 640 bin 342 kutu ilaç için, kurum tarafından 635 milyon 345 bin 466 lira ödeme yapıldığı anlaşıldı.

Tıbbi Cihazlara Sıkı Denetim Geliyor

Kalp, ortopedi, beyin cerrahisi gibi birçok alanda kullanılan tıbbi cihazlar için daha sıkı bir kontrol mekanizması geliyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası'nda (TİTUBB) kaydı olmayan tıbbi cihazların SGK tarafından geri ödemesi yapılmayacak.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tıbbi Cihaz Daire Başkanı uzmanı Dr. İsmet Köksal, Bugüne kadar bu sisteme kaydın beyan esasına dayalı olduğunu,  gerek endikasyon gerekse etkinlik yönünden firmaların ileri sürdüğü kanıtların geçerli kabul edildiğini belirtti. Köksal,  ‘ Tıbbi cihaz sektörüyle ilgili dünyada oturmuş bir sistem yok. İlaçta maliyet etkinlik ile ilgili bir sistem oturmasına rağmen tıbbi cihazın endikasyonu ya da fiyatı gibi konularda standart bir sistem işlemiyor.  Ülkemizde geri ödeme kurumu SGK kurumuzda Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulus Bilgi Bankasına kaydedilen ürünleri geri ödüyor. Ancak bugüne kadar bu sistem beyana dayalı işliyordu. Bundan sonra uygulamaya konulacak sistemle bakanlığımızın uzmanlarca yapılacak inceleme sonrası bu kayıt mümkün olabilecek’ dedi.

3) Avuç içi uygulama 1 Nisan’da başlıyor

Biyometrik kimlik doğrulama yani bilinen adıyla "avuç içi damar izi" sistemi 1 Nisan'da başlıyor. SGK ile sözleşmeli ve protokollü olan tüm özel ve üniversite hastanelerinde uygulamaya geçilecek.

Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi'nin pilot uygulamasının başladığı tarihten itibaren 303 bin 227 hastanın kaydı yapıldı. Hastaların, yaklaşık 400 bin kere hastanelerde tedavi oldukları sisteme kaydedildi.

Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi'nin uygulandığı illerde toplanan veriler, SGK merkezinde yüksek güvenlikli cihazlar kullanılarak tekrar şifrelenerek saklanıyor. Kurum çalışanları dahi hangi damar izinin kime  ait olduğu bilgisine ulaşamıyor.

Uygulamayla TC. Kimlik numasasından yapılan usulsüzlüklerin önüne geçilmeye çalışılacak.

4) ‘ Artık domuz gribi denilmemeli’

Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, artık domuzdan bulaşmadığı için ‘domuz gribi’ denilmemesi gereken virüsle, üç yılıdır çok sayıda kişinin karşılaştığını, kıtalar arası salgın riskinin ortadan kalktığını belirtti. 

Torunoğlu, başlangıçta virüsün domuzdan genetik materyal alması nedeniyle bu gribe ‘Domuz Gribi’ adı verildiğini, ancak artık hastalığın bu şekilde adlandırılmaması gerektiğini ifade etti. 

Virüsün bugün insandan insana bulaştığını ifade eden Torunoğlu, ''H1N1 kaynaklı gribe, artık domuzlarla alakası kalmadığı ve insandan insana bulaştığı için 'Domuz gribi'' denilmemesi gerektiğinin altını çizdi. 

''Domuz gribi''nin ne dünya ne de Türkiye için bir risk oluşturduğunu dile getiren Torunoğlu, hastalığın artık ''Mevsimsel grip'' özelliği kazandığını vurguladı.

5) Kansere yol açan HPV’ye karşı önlem alın

Cinsel yolla bulaşarak rahim ağzı kanseri, penis kanseri, ağız ve gırtlak kanserlerine neden olabilen Human Papiloma Virüsü (HPV); genital bölgeye yerleşerek siğil oluşumuna da yol açabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeki Salar, HPV’nin kadın sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ve virüsten korunma yollarını şu şekilde anlattı: 

HPV cinsel ilişki ile ciltten cilde bulaşıyor. Ancak  bulaşması için gerçek cinsel birleşme gerekmiyor.  Bazı durumlarda HPV yıllarca sessiz kalabiliyor.  Bu yüzden hastalığın ne zaman veya kimden bulaştığını bilmek mümkün olmayabiliyor.  HPV’nin tuvalet oturağı, kapı kolu, havlu, sabun, yüzme havuzları veya küvetten geçebileceğine ait kanıt bulunmuyor.  Ancak, açıklanamayan bazı HPV lezyonlarının oluşumunda cinsel olmayan yolların varlığının olası olduğu biliniyor. 

Tanı için jinekolojik muayene ve smear testi çok önem kazanırken HPV’den en etkin korunma ise aşı ile sağlanıyor. Geliştirilen aşılar şu anda virüsün kanser yapan grubundan HPV 16 ve HPV 18’e karşı; siğil yapan grubundan ise HPV 6 ve HPV 11’den oluşan 4 tipine karşı korumaktadır.

Bunun yanında sünnet olma, hastalığı %25, prezervatif kullanmanın ise %70 oranında önlüyor. 

6) Kolon Kanserine Dönüşmeden Poliplerden Kurtulun 

Fazla kilolar, hareketsizlik, sigara kullanımı ve kırmızı etin aşırı tüketimi kolon yani kalın bağırsak kanserinin en önemli tetikleyicilerinden.

Kalın bağırsak kanserinin %95’ise poliplerden gelişiyor. Genellikle vücutta sinsice çoğalan, hiçbir belirti vermeyen ve kolon kanserine dönüşme riski taşıyan polipler ve korunma yolları hakkında Gastroenteroloji uzmanı Dr. Yıldıran Songür şu açıklamalarda bulundu; 

Genel nüfusa bakıldığında 50 yaş civarında nüfusun yaklaşık %25’inde değişik tiplerde polipler görülüyor. Ancak poliplerin görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. 

Polipler, kendi kendine geçmiyor, genetik özellik taşıyor..

Genelde 1 cm olan polipler, 2 cm den büyükleri tehlikeli olabiliyor ve çıkarılması gerekiyor.

 Polip oluşumunu engellemek henüz pek mümkün değil..Hareketsiz yaşam tarzını benimseyenler, aşırı stresli kişiler, sigara ve alkol kullananlar, obezite hastaları ve ağırlıklı olarak kırmızı et ile beslenenler risk altında.

Poliplerin erken evrede teşhis edilmesi büyük önem taşıyor.Bunun için de en etkili yöntem  kolonoskopi.