MS olarak bilinen multipl skleroz, beyni ve omuriliği tutan özbağışıklık hastalığıdır. Hastalık en sık 20-40 yaş arasındaki genç erişkinlerde görülen ancak çocukları ve daha ileri yaştaki kişileri de etkileyebilen merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Genç insanlarda travmalardan sonra en sık ikinci nörolojik özürlülük nedenidir. ABD ‘de MS tanısı konan 350.000 kişi vardır. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığı düşünülüyor. Bugün için multipl sklerozun kesin bir tedavisi olmamakla beraber, atakların önlenmesi, atakla ortaya çıkan nörolojik bulguların giderilmesi, kalıcı nörolojik bulguların ve özürlülüğün engellenmesi sağlanır.

Multipl Sklerozun Keşfi

"Nörolojinin babası" olarak anılan Prof.Dr. Jean-Martin Charcot, 1868 yılında daha önce hiç karşılaşmadığı bir titreme vakasına tanık olur. Bu duruma olağan dışı göz hareketleri ve konuşma bozukluğunun eşlik ettiğini fark eder. Bunun üzerine diğer hastalarıyla karşılaştırma yapar. Hastası öldüğünde, beyninin incelenmesi sonucunda MS'yi ayırıcı nitelikteki yarası olan plakları bulur.

Multipl skleroz ile olan savaşta diğer hastalıklarda olduğu gibi beslenmenin rolü azımsanamayacak kadar büyük rol oynuyor. Beslenme düzeni ve şekline dikkat edildiğinde hastalığın ilerlemesi önlenebileceği gibi iyileşme sürecine de katkıda bulunulabilir.

MS hastaları şeker ve şekerli gıdalardan uzak durmalıdır. Karbonhidratların çok tercih edilmediği beslenme şeklinin olumlu etkileri olduğu ispatlanmıştır.

Omega 3 yağ asitlerince zengin gıdalar tüketilmelidir. (Somon, ton, sardalya vb.

Kalsiyum yönünden zengin besinler tercih edilmelidir.

Bitkisel sıvı yağlar ve yarım yağlı süt ürünleri kullanılmalıdır.

Sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmelidir.

Suni gıdalardan olabildiğince uzak durulmalı ve doğal besinleri tercih edilmelidir.