Cinsellik, biyolojik olarak her bireyin bedeninde gerek sinir sistemi, beş duyu, genital organlar, vücudun ürettiği otuzdan fazla hormon ve kimyasal maddelerin karmaşık etkileşimi ile her an süregelen bir süreçtir. 

Çocukluk ve ergenlik döneminde ki deneyimler ile başlayan ve olgunlaşan cinsellik, kişinin yaşamı ile şekillenir. Cinsel yaşam, bedensel ve ruhsal sağlığın önemli bir parçasıdır. 

Cinsel işlev bozukluklarının altında yatan neden fiziki rahatsızlıklar olabileceği gibi, psikolojik ve psikososyal nedenlere bağlı da olabilmektedir. Cinsel işlev bozukluğuna neden olan fiziki rahatsızlıklar hipertansiyon, kalp yetersizliği, çeşitli kalp damar ve dolaşım hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, ürolojik rahatsızlıklar, diyabet, tiroid bezi tarzında gelişen hormon sistemi hastalıkları, beslenme bozuklukları ve farklı sinir sistemi hastalıklarıdır. 

Cinsel işlev bozukluklarının altında yatan psikolojik faktörler ise, cinselliğin tabu olarak algılandığı ve neredeyse hiç konuşulmadığı toplumlarda oldukça yaygın görülür. Cinselliğin yasaklandığı, tabulaştırıldığı, cinsel eğitimin olmadığı, kadınlara baskı yapılarak erkek rolünün önemsendiği toplumlarda cinsel işlev bozuklukları yaygın olarak görülür. 

Cinsel eğitimsizlik ve bilgisizlik, cinsel deneyim eksikliği, cinsel yaşama ait yanlış inanışlar ve mitler, kadın ve erkek rollerine yanlış bakış açıları, kişinin benliğine karşı duyduğu düşük saygı, katı dini ve ahlaki inançlar, en önemlisi cinsel taciz ve tecavüzler psikolojik yönden kişiyi oldukça yıpratan ve cinsel bozukluklara yol açan durumlardır. 

Psikolojik yönden cinsel işlev bozukluğuna neden olan durumlarda, bireylerin birbirlerine verdikleri destek, psikolojik yönden verilecek desteğin yanında yer alırsa bu durumdan kolayca kurtulmak mümkündür.