DURU YÜCEL
İçerik Yazarı

Özellikle çocuklarda görülen tırnakların kendisini veya etrafındaki deriyi sürekli olarak koparma eylemiyle gerçekleşen “tırnak yeme alışkanlığı”, namı diğer onikafoji  temel olarak, duygusal ve düşünsel boyuttaki çözümlenmemiş sorunlardan kaynaklanır. Alternatif ve , çıkış noktası olarak “ otoriteye direnç, anne babaya öfkeli olma, detaylarda takılı kalma, kendi kendine zarar verme, çaresizlik ve acizlik, içe yöneltilmiş kızgınlık ve hayata tutunamama” psikolojisi içinde olmakla ilişkilendiriliyor. Bu duyguların tetikleyici ve/veya yaratıcısı olarak aile içi şiddet, baskı, kıskançlık, gerginlik, yalnızlık hissi, çocuklar için evdeki bakıcının değiştirilmesi, okul hayatındaki başarısızlıklar ve iş yaşamındaki stres, genel olarak ilk sıralanabilecek nedenler arasındadır.  

Araştırma sonuçlarına göre, çocukların %33’ü ve ergenlik dönemindekilerin de %45’i bu alışkanlığa bir dönem sahip olabiliyor. Bir-5 yaş arası alışkanlığın ilk meydana geldiği dönem olarak gösterilirken, bu dönemde onikafoji belirtileri göstermemiş yukarıdaki sorunlara sahip bireylerde ilk olarak ergenlikte görülme oranı da yüksektir ve bu dönem alışkanlığın en yaygın olduğu ve arttığı yaş dönemi olarak görülmektedir. 

Onikafoji, özellikle çocuklarda sürekli tekrarlanması halinde ciddi problemlere sebep olabilir. Dişlere yapılan sürekli baskı diş kenarlarının bozulmasına, uygulanan basınçla dişin kökünden sallanmasına, dişetinin mikrop kapmasına zemin hazırlar. Ağızda bulunmayan mikro organizmaların, özellikle de tuvalet sonrası ellerini yıkamayan çocuklarda, bu alışkanlık yoluyla ağza taşındığı bilinen bir gerçektir. Kalp kapakçıklarını etkileyen bazı rahatsızlıklar, ağız ve sindirim yolu enfeksiyonları, üst solunum yolları enfeksiyonları  gibi ciddi bir antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulan hastalıklar da görülebilir. 

Psikolojide “dürtü kontrol bozuklukları” kategorisine giren bu alışkanlık kontrol altına alınmadığında yetişkinlik dönemlerine de taşındığı bilinen bir gerçektir. Ebeveyn de olan yetişkinlerde, tüm davranışlarının olduğu gibi bu davranışlarının da model teşkil etmesi yüksek bir ihtimal olduğundan, davranış değişikliğine gitmenin önemi kişi için iki katına çıkar. 

KURTULUŞ BİZDE! 

Tabii ki onikafojinin kendiliğinden kaybolması mümkündür. Örneğin aile içi sorunların sonlanmasında olacağı gibi, duyguları tetikleyen dış koşulların ortadan kalkması veya iyiye gitmesi durumunda kişiyi ele geçirmiş gibi görünen durumun görünürde birdenbire ortadan kalktığı görülebilir. Ergenlik çağı için, estetik kaygının çoğalması da kişiyi ellerini özgür bırakması yönünde teşvik edebilir. Aslında pek çok takıntılı halde olduğu gibi, yalnızca o ana dair farkındalık geliştirmek ve davranış tekrarının gitgide kişiyi sözde bir çeşit rahatlamaya bağımlı hale getirip aciz de kıldığını görmek, bireyin kendi gücünü tekrar sahiplenme bilinciyle alışkanlığa dur demesine imkân sağlayabilir. 

Toplumdaki artışına bakarak, bir tarz modern zaman takıntısı da diyebileceğimiz onikafojiden kurtulmanın yolları mevcut. Eczanelerde tırnak yemeyi bıraktırıcı kremler, yağlar, cilalar bulabilirsiniz. Ürünler sadece tırnak yemeyi engellemek için değil başparmak emmeyi sonlandırmak için de kullanılıyor. En pratik ve caydırıcı yöntemlerden biri, tırnağa acı/ekşi oje sürmek. Renksiz olduğundan erkeklerin de yararlanabileceği bir yol üstelik. Her seferinde o tadı aldıkça giderek rahatsız olan birey, zamanla alıştığı “keyfi”  bulamayınca o alışkanlıktan uzaklaşabiliyor. Davranış kalıbı kendini gösterdiğinde, kendinizi sürekli oyalayabileceğiniz bir şeyler bulmak da, bir çeşit “yerine koyma” yolu olarak iyi bir yöntem. Eli sürekli meşgul edecek bir küçük yumuşak top, kalem veya benzeri bir obje de yararlı olabilir.

Her şeyi denemenize rağmen sorunla bir şekilde başa çıkamıyorsanız mutlaka bir psikolog ve/veya psikiyatristten yardım istemeniz köklü ve nihai bir çözüm olacaktır. Herkese özgür bırakılmış eller dilerim : )