DURU YÜCEL
İçerik Yazarı

Saldırganlık başkalarına ve/veya kendine zarar vermeye dair her türlü eylemi ve tutumu ifade eder. Şiddetten bağımsız olmadığı gibi, yalnızca fiziksel şiddetle değil, farklı türlerdeki psikolojik şiddetle de ilgili çünkü şiddet, insan doğasında var olduğu kabul edilen saldırganlık eğiliminin bireysel ya da toplumsal boyutta diğerine veya kendine zarar verecek yollarla dışa yansıması olarak da tanımlanır. 

Hali hazırda, doğal olarak bulunan saldırganlığı kesip atmaktan söz etmek akıl kârı olmayacaktır. Bu yüzden, kontrol etmekten bahsetmek yerinde olur. Kontrol kelimesi aslında çoğu kez, duyduğumuz anda, şimdiye değin pek çok bellek kaydımız nedeniyle içsel bir tepki yaratıp eylemde bizi aksine itebilecek bir negatiflikte algılanma ihtimali yüksek bir kelimedir. Çocukluğumuzdan beri ailemiz, çevreden birileri, okul, devlet, toplum ve pek çok görünür ve görünmez nitelikteki mekanizma bizi apaçık veya örtülü yollarla kontrol etmektedir ne de olsa! Sevgi içinde büyüse de büyümese de, bundan az çok her birey farklı şekillerde muzdariptir. Hatta çoğumuzun kontrol kelimesinin birebir kullanıldığı durumları deneyimlediği anıları da vardır. Bu nedenle, yapılması daha iyi olanı, kontrol etmekle ilintilemek yerine, “kanalize etmek, belirli bir yönde dışa aktarmak” olarak ele almak çok daha yapıcı bir tutum olur. 

Saldırganlığı yapıcı enerjiye dönüştürmek 

An be an, gün be gün hissettiğimiz bu itkiyi nasıl ifade edebiliriz diye düşünmenin, hem çocuklar hem yetişkinler için çeşitli şekillerini hatırlamak ve uygulamak elimizde. Tabii ki çocuklar için konuşmak gerekirse, en ideali, öncelikli olarak, huzur, barış ve sevgi ortamını yaratmaya ve korumaya özen göstermek olacaktır. Bu görev de, çocukların ilk ortamlarının sahibi konumundaki ebeveyn ve öğretmenlere düşer doğal olarak. Çocuk buna rağmen yer yer saldırganlık eğilimindeyse, onu anlamaya gerçekten çalışmanın yararı olacaktır. Kendisini ifade etmesinin daha sağlıklı ve doğal yollarına baskı olmaksızın teşvik edilmesi, enerjisini yapıcı kullanması için bundan doğacak kazançlarına(ödüllere) odaklanmasını sağlamak mutlaka iyi gelecektir. Özellikle de, çocuğa hislerini, düşüncelerini, yargılamaksızın, demokratik olarak ifade edebileceği ortamları yaratmak ve bunların her koşulda değerli olduklarının altını çizmek çok işe yarayacaktır. Yüksek enerjili bir çocuğu spora, sanatın çeşitli dallarına ve başka tür yapıcı aktivitelere yöneltmek ve enerjisinin içinde hapsolmasına neden olmadan akışkan ve yapıcı hale geçmesini sağlamak da saldırganlık eğiliminin ortadan kalkması ya da dengelenebilmesine yardımcı olur. 

Saydığımız bu aktivite yollarının tümü çocuklara olduğu kadar, yetişkinlere de uygundur. Aynı ve çeşitli yollarla yetişkin bir bireyin de enerjisini yapıcı kullanabilmesi, arındırabilmesi sağlanabilir. Mutlaka sevdiği, kendine özellikle diğerlerinden daha yakın hissettiği bir veya birden çok aktivite vardır ve bunları günlük yaşamının bir parçası haline getirerek giderek daha akılcı ve berrak bir muhakeme yeteneğine sahip olması yönünde zihnine de etkide bulunabilir. Özellikle stresli yaşam ve iş koşullarından uzak durmaya, daha doğrusu kendisi için olumlu, huzurlu, üretken ortamlar yaratmaya ve etrafındakileri buna uygun olarak özenle seçmeye gayret eden bireyin saldırganlığına dair nedenleri de oldukça aza indirgenmiş olur. Bir şekilde kurban bilincinden kurtulamadan, etraftaki koşulları ve kişileri saldırganlığının ateşleyicisi olarak gören ve ne yapsa ne etse de(!) bir türlü onu saldırganlık noktasına taşıyan halden kurtulamadığını deneyimleyen bireyi de, saldırganlıkla mücadele etmeyen insanlara da bir çok açıdan çok işe yarar geldiği gibi, meditasyon yapmaktan hayli faydalanabileceği opsiyonu burnunun dibi uzaklığında onu beklemektedir. Artık yalnızca Hindistan’a ve uzak doğuya ait tuhaf avuntular, ritüeller olmaktan çoktandır çıkmış ve tüm dünyada kabul görmüş, giderek büyüyen ve bilgisi, uygulaması ulaşılabilir olan meditasyon yapma alışkanlığı masrafsız ve kolayca edinilebilecek bir alışkanlıktır. 

Bir çok değişik yöntemi mevcut olsa da, temelde kendimizdekine; içimize yönelmemizle uygulandığından bir nevi homeopati görevi gören meditasyon, kişisel farkındalık, iç alemin keşfi, arınması hatta ileri boyutlarda ve derinleştikçe istenilen hayat deneyimine götürecek şekilde yeniden yaratılması olanaklarını sunar. Kişi zamanla ne isteyip ne istemediğini de daha net göreceğinden, saldırganlığın artı ve eskileriyle de hasbıhal olacak ve uygulamasını sürdürdükçe saldırganlığın kendisini giderek terk ettiğini görecektir. Meditasyonu öğrenmek için pek çok yöntem ve araç var. 

Sağlıklı egoya doğru...

Saldırganlığa yol açan durum, temel olarak, kişinin, içinde korku, öz-nefret ve yalnızlık hissi duymasından ileri gelir. Tabii ki bunların ilacı holistik(bütünsel) bir noktadan hareketle, kişilerin içsel farkındalık geliştirmeleriyle özleriyle buluşma ve bütünleşme yolunda bilinçli adımlar atmalarıyla gerçekleşir çünkü nihai durak olan kişinin kendini tamamen kabullenmesi ve sevmesine götürecek patika kaçınılmaz olarak oralardadır. Kişinin, uzmanların bu türde davranış seçimleriyle ilişkilendirerek adlandırdığı üzere, “nevrotik ego zihin yapısına” sahip olmaktan, sağlıklı egoya sahip bir bireye dönüşmesine imkan verecek araç da budur. Olumsuz kişisel benlikle ilişkili hissedilen tüm duyguların bağlantılı olduğu yer zihindedir ne de olsa. 

Kişinin başkasına ve/veya kendine sözel, fiziksel, görünür, görünmez yollarla saldırma halini şifalandıracak bilimsel yöntemler tabii ki mevcut. Bunun için mutlaka, kişilerin yüzleşme yoluna girmeleri, bunu istemeleri, suçluluk duygusu taşıyarak değil de, daha iyi hissetmeleriyle başlayacak olduğunu bildikleri, kendileri ve başkaları için daha iyi bir yaşamı arzulamaları gerekir. Bu istek yerleştikten sonra, mümkünse çevrelerinin de desteğiyle, bilinçlerinde ve daha derine inerek bilinçaltlarında yatan çocukluk acılarıyla bir uzman ve/veya bir şifacı yardımıyla kucaklaşarak özgürleşmeleri en önemli adımlardan biridir. Kendisini incitmiş olan, özsaygısını zedelemiş olan anıları, kişileri derinden affederek ve bunu kendisi için yaparak temiz bir sayfa açması ve o sayfaya yeni bir benlik algısını yazmaya başlamasıyla hayatının geri kalanını şifalandıracaktır. 

Dürüstlüğü ilke edinmek de önemli ve sağlam bir adımdır. Öncelikle kendimize, sonra başkalarına karşı dürüst olmak ve onlardan çeşitli faydalar sağlamak adına kendi bütünlüğümüzden mümkün olduğunca ödün vermemeyi düstur edinmek de ilkemizin parçası haline gelince ise tadından yenmez bir dürüstlüğe sahip oluruz. Dürüstlüğün olduğu yerde ne kendinize ne başkasına herhangi bir yolla saldırma ihtiyacı hissetmez, hissetsek bile onun kaynağı ve içimizdeki gerçeğiyle yüzleşip, onu aşağılamadan veya baskılamadan başka şekilde ifade etmeyi sağlayabiliriz. 

Saldırganlıktan arınık, önce bireysel sonra komün olarak anlayış ve sevgiye dayandırılmış bir toplum özlemiyle, huzurlu günler dilerim.