FATİH GENÇ
İçerik Yazarı

İnsana yaşamını devam ettirecek gücü veren, darbelerle yıkılmayacağına ve selde sürüklenen çer çöp gibi savrulmayacağına ikna eden; gardını düşürmemesidir. Ancak korunaklı iken gücünü toplar insan. Tabi burada asıl güç veren şey, insanın gardını düşürmemesi veya düşürmeyecek olması değil; gardını bizatihi kendisinin kaldırıyor veya kaldıracak olmasıdır. İnsanın kendisini etken hale getirme çabası… Düştüm fakat kalkacağım; düştüm fakat kalkabilirim. 

Yardım almak ya da yardıma uzanan bir el çok değişik anlamları içinde barındırabilir. Toplumsal, sosyolojik bağlamda iyileştirici, güçlendirici birçok yararı olabilir. Çünkü her ne olursa olsun insanlar arası etkileşim söz konusudur ve insan iletişimi iyileştiricidir. İstisnaların deviremeyeceği kadar yüksekte durur bu kaide. 

Koşan yorulur, yürüyen düşebilir

O yüzden antidepresan nedir, ne değildir demeden önce neden demek gerekiyor. Bu, bir insanın neden antidepresana ihtiyaç duyuyor olduğu sorunsalıdır. Antidepresan, depresyon ya da distimi gibi rahatsızlıkları dindirmek için kullanılan psikiyatrik ilaç, besin maddeleri veya bitkisel maddeler (ot, yaprak, meyve) için kullanılan terimdir. Bu wikipedia tanımı ile yetinmek isteyenler olabilir. Biz yetinmeyelim. 

Gardını düşürmesi sonucu derin bir boşluğa düşen bir insanı tekrar eski günlerine döndürecek olan tek şey gardını yeniden kaldırabilmesidir. İşte burada antidepresanlar devreye giriyor; gardımızı bizim yerimize kaldırdığına ikna ediyor bizi. Aslında olan geçici bir rahatlama… Çünkü insanı asıl içinden çıkılmaz kuyulara atan, sıkıntıya düşüren güçsüz düşmesi durumudur. Eğer bu durumu umursamazsak güçsüz de olmayız sonuç olarak. Antidepresanların sağladığı geçici fayda budur: umursamazlık. Umarsızlığın getirdiği geçici mutluluk… 

Diğer taraftan asıl can alıcı bir başka nokta: gardını düşürme halinin gayet insani oluşudur. Koşan yorulur, yürüyen düşebilir. İnsan yorulur, düşer. Bu durumu kendi iç mekanizmamızda normalleştirirsek, antidepresanların geçici etkisine de gerek kalmayacak. İnsan olmanın dayanılmaz hafifliği… Modern insanın içinden çıkamadığı, içinde olmaktan ölesiye korktuğu şey budur: mutsuz olma ihtimali. Ve peşine, mutluluğu sürekli perçinleyecek olan tatmin duygusu…

Paketlenmiş olgunluk “antidepresan”

Antidepresanlardan beklenen bizim erişemediğimiz bir çeşit olgunluk tavrıdır. Paketlenmiş olgunluk. Buradan ‘çünkü hayat acımasızdır’ gibi bir yere geçmeye çalışmıyorum. İnsanın hayatı boyunca karşılaşabileceği tonla olay, durum var. Bazıları insanları üzer, bazıları sevindirir. Diğer bazı insanlar tüm olaylardan üzülecek bir yan bulabilir. Aslında demeye çalıştığım şey şu: antidepresanların insan kişiliğine üzerinde yadsınamaz bir etkisi var. En bariz, en akılda kalıcı spot cümle de: ‘ işini bir başkasına yaptırmak’. Kişilik üzerindeki etki derken kastettiğim tam da bu. İnsanın kendi göğüslemesi, kendi kendisine başa çıkması gereken olayları taca atması… Ve bu her zaman bahsettiğim insan doğasının kaçınılmaz bir sonucu olan referanslarla yaşamak bağlamında, insan tekine zayıf, çürük bir referans noktası verir. Hareketi baştan bitirir. İnsanların daha evvel karşılaştığı durumdan hareket edeceği için kaçınılmaz bir döngüye dönüşür. Gün geçtikçe kalınlaşan referans duvarını kırmak imkânsızlaşır. İçinden çıkılmaz bir bağımlılık halini alır. Her karşılaşmada bir önceki oyun sahnelenir. Her seferinde döngü daha da kısırlaşır. 

Daha realistik yaklaşacak olursak, antidepresan çok kolaylaşmış olmasından özellikle bahsetmek gerekiyor. Doktora ulaşmanın kolaylaşmasına ek olarak, daha evvel psikiyatra gitmek üzerinden doğan bir takım uygunsuzluklar da ortadan kalktı. Her isteyen en yakınındaki bir devlet hastanesine gidip 5-10 dakikalık bir seans sonrası, istediği antidepresanlara ulaşabilir. 

Diğer bir bakış açısı olarak, toplumsal dönüşümlerin ve sosyo-kültürel yapının her geçen gün değişiminin de inkâr edilemez etkisi var. Yani antideprasan hayatımıza birdenbire girmiş olamaz. 

Öyle derin derin bakınca ben de hüzAntidepresan laçları ve hayatımızdaki anlamı, yeriünleniyorum…